Digerleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Digerleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster


Chevron Corporation dünyanın en büyük global enerji şirketlerinden biridir. Merkezi San Ramon, California, ABD'de olan ve 180'den fazla ülkede faal olan şirket petrol ve gaz sektörünün arama ve üretim, rafine etme, pazarlama ve nakliye, kimyasal üretimi ve satışı, enerji üretimi dahil her yönüyle ilgilenmektedir. Chevron dünyanın altı "süpermajör" petrol şirketlerinden biridir.
Chevron orjinal olarak California'nın Standard Oil'i olarak veya Socal olarak tanınmaktayken Standard Oil'in 1911'deki antitröst bölünmesini takiben kuruldu. 20. yüzyılın başlarında dünya petrol pazarını domine eden "Yedi Kızkardeş"'ten biriydi.
1984'de, Chevron ve Gulf Oil birleşmesi zamanının en büyük birleşmesi olmuştu. Büyüklüğünden dolayı Gulf, ABD antitröst şartlarına uymak için dünya çapındaki faaliyet gösteren bazı bağlı ortaklarını dağıtmak, bazı Körfez istasyonlarını ve ABD'nin doğusundaki bir rafinerisini satmak zorunda kaldı. 2001'de, eski Chevron şirketi Texaco ile birleşerek ChevronTexaco'yu oluşturdu. 9 Mayıs 2005'de, ChevronTexaco Texaco lakabını bırakıp Chevron adına döneceğini açıkladı. Texaco Chevron kurumu altında bir marka olarak kalmaya devam edecekti. 19 Ağustos 2005'de, Chevron Unocal Corporation ile birleşerek Unocal'ın Güneydoğu Asya jeotermal operasyonları sayesinde dünyanın en büyük jeotermal üreticisi konumuna gel

Chevron

BASF AG bir Alman kimya şirketi ve dünyanın en büyük kimya şirketidir. [1]BASF orjinal olarak Badische Anilin- und Soda-Fabrik'in (Baden Anilin ve Soda Fabrikası) kısaltmasıydı. Bugün bu dört harf kayıtlı bir ticari markadır ve şirket Frankfurt Hisse Senedi Piyasası'na ve New York Hisse Senedi Piyasasına kayıtlıdır.
BASF Grubu'nun 160'dan fazla bağlı ortaklığı ve müşterek girişimi olup Avrupa, Asya, Kuzey Amerika ve Güney Amerika'da 41 ülkede üretim tesisleri işletmektedir. Merkezi Ludwigshafen am Rhein'dadır (Rhineland-Palatinate, Almanya). BASF'ın 170'in üzerinde ülkede müşterileri vardır ve çeşitli sektörlere 8,000 civarı ürün sunmaktadır.
2003'ün sonunda, şirketin 87,000 çalışanından 48,000'i sadece Almanya'dadır. 2003'de, BASF 33.4 milyar euro satış yapmış ve olağanüstü kalemler öncesi geliri neredeyse 3 milyar euro'yu bulmuştur. Şirket şu anda uluslararası aktivitelerini özellikle Asya'da genişletmektedir. 1990 ve 2005 arasında şirket Asya'da 5.6 milyar euro yatırım yapacaktır, örnek olarak Çin'in Nanjing ve Shanghai şehirleri yakınındaki tesislere.


Basf



Menşei Türk kökenli bir ailenin kurduğu Adler mücevher tüm dünyaya adını kazımış bir mücevher devi. 4 kuşaktır Adler ailesinin başarı ile idare ettiği; Londra'dan Abu Dabi'ye, Cenevre'ye; Tokyo'dan Hong Kong'a birçok yerde dükkanı bulunan Adler kırmız halının en aranan mücevher evlerinin başında.
Büyükbabam Jacques Adler İstanbul'a 1886'da gelmiş. Viyana'dan Amerika'ya gitmek üzere yola çıkan Jacques Adler kendisini, uğradığı İstanbul'un büyüsüne ve efsanevi altın şehrin havasına kaptırmış ve burada kalmaya karar vermiş. Şehir, onun yeni dünyası olmuş ve ona kendi doğduğu şehir kadar ilham vermiş. Doğu ve Batı'nın kesişme noktası, kreasyonları için ona rehber olmuş.
İlk satış noktası Tünel'de bir pasaj'da kuruldu. Yaratılan modeller çağa bakış açısından kökten bir değişimdi. Ağır parçalar bir kenara bırakıldı ve taşlar yeni bir estetik açıyla zarafetin işaretçisi oldu. Ve bu Adler'i farklı kılan özelliği ortaya çıkardı:Teknik. Jacques Adler kısa zamanda hanımların gözdesi oldu ve Beyoğlu'nda beş kişilik bir sanatkar ekibiyle iki katlı ikinci Adler mağazası açıldı. Babam Edouard Adler'in işe girmesiyle ikinci kuşak başlamış oldu. 1955 yılında Adler üçüncü mağazasını şehrin en lüks oteli olan Hilton'da açtı. Aslında büyükbabamın başka hayalleri vardı, Avrupa ve Amerika'da tanınmak istiyordu. Sanırım onun bu düşü benimle ve kardeşimle gerçekleşti. Ben, Adler'in yeni ufuklara açılması gerektiğini düşünüyordum. Ticaretin ve kültürün kesişme noktası ve merkezi, geleceğin Avrupa'sı Cenevre idi. Ve 1972 yılında İstanbul'dan ayrıldık , Cenevre'de mağaza açtık. Dünyanın dört bir köşesini gezdik. Bugün Cenevre'de, Gstaad'ta, Londra'da, Moskova'da, Hong Kong'ta ve Tokyo'da mağazalarımız var.
Doğu'yla Batı'nın kesişme noktası... Elbette büyük bir kültür hazinesi. Biz daima kontrastların uyumunu yakalamaya çalıştık. Hem Doğu'dan hem de Batı'dan ilham alarak çok daha farklı kreasyonlar yapmak mümkün. Aslında farklı kültürlere ve anlayışlara açık olursanız, ilhamı her yerden alabilirsiniz.

Adler


Hisar Şekerleme, Hacı Muhittin NALBANTOÐLU tarafından 1940 yılında Kayseri'de kurulmuştur. İlk olarak helvacılık ile iş hayatına atılan Hacı Muhittin NALBANTOÐLU daha sonra lokum ve şekerleme imalatını da bünyesine katarak gıda sektöründe hızla ilerlemiştir. Babadan oğula geçen meslek aş kı ile Mustafa NALBANTOÐLU bu sektörde birçok yeniliği Türkiye'ye kazandırmış ve ilk olarak şekerleme üretimini teknoloji ile buluşturmuştur. Çikolata üretimini de bünyesine katarak bu eşsiz tatları günümüze taşıyan Hisar Şekerleme Muhittin ve Ayhan NALBANTOÐLU kardeşlerin yönetiminde faaliyetini sürdürmektedir.
Hisar markası ile çikolata, şekerleme ve gıda üretimi konusunda faaliyet göstermekte olan firma bugün alanında Türkiye'nin lider kuruluşları arasındadır.
Kurulduğu günden bugüne Hisar Çikolata, Şekerleme bünyesinde değişmeyen tek şey kalite anlayışı ve müşteri memnuniyetidir. Kaliteyi yaşam biçimi olarak benimseyen bir firma olarak yaptığı her işte, ürettiği her üründe en üst kalite düzeyini hedeflemektedir. Hisar Çikolata Şekerleme, Kayseri'de 10.000 m² kurulu entegre tesisleri ve çalışanları ile hijyenik ortamda büyük bir titizlikle ürettiği çikolata ve şekerleme çeşitleri ile sektöründe dev bir işletmecilik haline dönüşmüştür.

Hisar Çikolata

 

İnstitut Le Rosey yada kısaca Le Rosey, İsviçre'deki en eski yatılı okul olmakla beraber dünyanın en prestijli öğretim kurumlarından biridir. 1880 yılında, Paul Emile Carnal tarafından kurulan okulun kampüsü bir 14. yüzyıl şatosu olan LE Rosey'dir.ile Mart aylarında, Gstaad'ta bulunan kışlık kampüsünde eğitim veren Le Rosey dördüncü nesil müdürleri ve sahipleri olan Anne-Philippe Gudin tarafından yönetilmektedir.
20 yüzyıl boyunca bir ko. kraliyet ailesi mensubunun orada okuması nedeni ile "Kralların Okulu lakabını alan İnstitut Le Rosey hem İngiliz, hem American, hem Fransız hem de İsviçre öğretim sistemine uyum sağlamaktadır.
Mezunları arasında, Aga Khan IV, Belçika Kralı Albert II ,Belçika Kralı Baudouin I , Mısır Kralı Fuad II ,Burundi Kralı Ntare V, Shah Mohammad Reza Pahlavi ve Monako Prensi Rainier III'ün yanı sıra Hohenzollerns, Rothschilds, Metternichs, Borgheses, Hohenlohes, ve Radziwiłłs gibi köklü ailelerin de mensupları bulunmaktadır.


Ýnstitut Le Rosey


Prada S.p.A. bayanlar ve erkekler için lüks kıyafetler, deri aksesuarlar, çantalar, şapkalar vb. ürünler alanlarında uzmanlaşmış bir İtalyan moda markasıdır. Mario Prada tarafından kurulmuştur.
Şirket 1913 yılında Mario Prada ve kardeşi Martino tarafından deri ürünleri mağazası olarak "Fratelli Prada" adıyla (Türkçesi: Prada Kardeşler) Milano, İtalya'da kuruldu. Mağazada ilk başlarda deri ürünler ve İngiltere'den ithal edilen çanta ve valizler satılıyordu.

Prada

PAKPEN TarihçeYapı sektöründe faaliyetlerini 20 yılı aşkın süredir aralıksız sürdüren Pakpen Şirketler Grubu'nun geçmişi, TUZA ailesi tarafından Paksu A.Ş.'ye dayanıyor. Paksu, faaliyetlerine 1970 yılında Konya'da sanayileşmenin henüz tam olarak gelişmediği dönemde; inşaat ve sıhhi tesisat malzemesi satışı ile başladı. Çok kısa bir sürede yenilikleri izleyen ve uygulayan bir firma olarak Konya'da kalitenin güven veren saygın adresine dönüştü.
Paksu'nun kuruluşunun ardından 1990 yılında PVC Kapı Pencere Panjur ve Kepenk Sistemleri sektöründe üretim yapma kararı alan firma PAKPEN Markası ile ilk PVC üretim tesisini Konya'da kurdu.
Yapı sektöründe büyümeyi hedefleyen grup bugün PVC kapı pencere ve boru sektörü başta olmak üzere yalıtım, kompozit kapı gibi bir çok değişik üründe üretim yapıyor. Pakpen aynı zamanda Konya'nın ilk uluslararası markası olma özelliği taşıyor. İstanbul, Ankara, İzmir, Konya ve Antalya bölge müdürlükleri ile Yurtiçi ve Yurtdışı satışlarını bayilik teşkilatı ile gerçekleştiren grubumuz sektörde öncü konumunda yer alıyor.
Pakpen Şirketler Grubu üretime başladığı yıllarda 30 bin metrekare olan üretim tesisini bugün toplam 300 bin metrekarelik alana yayılan entegre üretim tesisleri standartına taşımış bir kuruluş. Türkiye ve Yurtdışı satışlarını bayilik teşkilatı ile gerçekleştiren Pakpen'in üretim tesislerinin tümü Konya Organize Sanayi Bölgeleri'nde yer alıyor. Toplam 150 bin ton plastik ( PVC,PE-PP-PS) işleme kapasitesi ile söktürün öncü şirketi konumunda.
Sektördeki haklı yerini kaliteden taviz vermeden,tüketicilerin ihtiyaç ve beklentilerini dikkate alarak üretim yapmasına borçlu olan Pakpen, TSE, TSEK, TS EN ISO 9001:2000, GOST, DVGW, TÜV, TS EN ISO 17025 Laboratuar Akreditasyon belgesi yanı sıra RAL kalite belgesine ve CE ürün belgelendirmesine sahip.

Pakpen

Üretim, istihdam ve ihracat rakamları, dünya pazarlarındaki rekabet gücü ile Türkiye ekonomisinin güçlü oyuncusu Kale Kilit'in temelleri, 1953 yılında Sadık Özgür tarafından atıldı.
Tahtakale'de bir atölyede, karyola borusu ve gaz ocağı üreterek iş hayatına atılan Sadık Özgür, Türkiye ekonomisinin o dönemdeki zorlu şartları altında ilk yerli kilit imalatını gerçekleştirdi.
Üretilen ürünlerin kalitesi kısa zamanda sektörde kabul görerek, artan talep yeni yatırımları teşvik etti ve 1957 yılında Bahçelievler, Eski Londra Asfaltı üzerinde 1.640 m2'lik kendi yerine taşınan atölye, artan işçi sayısı ve makine teçhizatı ile üretime devam ederek 1958 yılında Kale Kollektif Şirketi adını aldı.
Bu dönemde asma kilit üretimi gerçekleştiren firma yeni yatırımlarla büyümeye devam etti ve 1963 yılında Kale Madeni Eşya Fabrikası adını aldı. 1965 yılında Türkiye'nin ilk kasa kilidi üretildi.
Türkiye'nin İlk Kilit İhraç Eden Şirketi
Müşteri odaklı üretim ve hizmet misyonuna, yüksek iş ahlakı ve dürüst çalışma ilkelerini de ekleyen Kale Madeni Eşya Fabrikası "kalite", "güven" ve "garanti" anlayışını dünyaya taşımak üzere 1974 yılında Türkiye'nin ilk kilit ihraç eden şirketi oldu.
Kısa zamanda ihraç pazarlarını geliştiren Kale Kilit, Türkiye'de oluğu gibi dünyada da aranılan kilit markası haline geldi.
1979 yılında artan taleple doğru orantılı olarak Güngören'de 35.000 m2'lik bir alana yayılan Türkiye'nin ilk entegre teknolojik kilit fabrikası kurularak, Kale Kilit ve Kalıp Sanayi A.Ş. unvanı ile geleceğe doğru yolculuğa başlandı.
1980 yılında Türkiye'nin ilk master sistem barel imalatı, 1987 yılında ise yine Türkiye'nin ilk oto emniyet (baston) kilidi üretimi gerçekleştirildi.
Kale Şirketleri "Kale Endüstri Holding" Çatısı Altında
1979 yılından Kale Endüstri Holding'in kuruluşuna uzanan 1986 yılına kadar kurumsal gelişme sürecinde önemli aşamalar kaydedildi. 1980 yılında Kale Vida Sanayi A.Ş., 1981 yılında Kale Madeni Eşya ve Pazarlama, 1986 yılında ise Kale Kilit Dış Ticaret A.Ş. kuruldu.
1988 yılına gelindiğinde ise tüm Kale şirketleri "Kale Endüstri Holding" çatısı altında toplandı.
1994 yılında Türkiye'nin ilk bilyalı bareli, 1995 yılında ise Türkiye'nin ilk çok noktadan kilitleme sistemi, 1999 yılında Türkiye'nin ilk monoblok çelik kapı kilidi ve çelik kapı emniyet kilidi, 2004 yılında Türkiye'nin ilk kancalı kiliti üretildi.
Kale Kilit günümüzde silindir/barel, kilit, çelik kapı kiliti, vida, oto emniyet kiliti ve aksesuar üretimi ile Türkiye'de lider üretici ve iç pazarda %65 pazar payına sahiptir.
İhracat rakamları her yıl büyüyen Kale Kilit, 2005 yılında Türkiye'nin kilit ihracatının yarıdan fazlasını tek başına gerçekleştiren firma oldu. 2006-2009 yılları ihracat rakamları ile IMMIB İstanbul Maden ve Metal İhracatçı Birlikleri "metal eşya" kategorisinde dört yıl üst üste birinci olarak "İhracatın Yıldızı Ödülü"nü aldı.
Türkiye'nin kilit ihracatının %60'ını gerçekleştiren Kale Kilit, her yıl düzenli olarak 75 ülkeye ihracat yapmaktadır. Bugüne kadar dünyanın 102 ülkesine ulaşan Kale Kilit markası, dünya üzerinde 100 milyondan fazla kapıda yer almaktadır.
Türkiye'nin sanayileşme sürecine öncülük eden Kale Kilit, Türkiye'nin ilk 500 büyük sanayi kuruluşu arasındaki konumunu koruyarak, her yıl artan yatırımlarla gücüne güç katarak, önümüzdeki 10 yıl içinde dünyanın ilk 10 kilit markasından biri olmayı hedeflemektedir.
Kale Endüstri Holding bünyesinde bulunan firmalar; lokomotif şirket Kale Kilit ve Kalıp San. A.Ş. olmak üzere, Kale Kilit Dış Tic. A.Ş., Kale Çelik Eşya San. A.Ş., Kale Kapı Pencere Sistemleri Paz. ve Tic. A.Ş., Kale Sigorta Acenteliği A.Ş., Kale Yapı ve Tic. A.Ş., Kale İnşaat San. ve Tic. A.Ş. olarak faaliyet göstermektedir.

Kale Kilit

1964 yılında Polivinil Asetat Kimyevi Maddeler Sanayi A.Ş. adı altında kurulan POLİSAN, boya binderleri, marangozların kullandığı plastik tutkal ve tekstil apre maddelerini Türkiye’de ilk kez üreterek bir ilke imza attı. Tüm bu faaliyetleriyle, Türk Kimya Sanayi’nin önünü açarak birçok konuda örnek oldu.

Kuruluşundan sadece 2 yıl sonra,1966 yılında, yine ülkemizde bir ilke imza atarak, formaldehit reçine üretimini gerçekleştirdi.

Üretim verimini maksimize etmek amacıyla, 1977 yılında Gebze-Dilovası Mevkii’nde arazi satın alan POLİSAN, Türk Kimya Sektörü’nün en önemli kompleksini inşa etti.

Yurtdışı pazarlara açılma çerçevesinde, 1991 yılında Rusya’da POLİRUS’u kuran POLİSAN, 1992 yılında İspanya’da, yılda 80.000 m³ kapasiteye sahip, formaldehit ve reçineleri fabrikasını kurdu.

1993 yılında kapasite artırımına giden POLİSAN’ın dekoratif boya üretimini, yıllık 35,000 m³’lük hacme ulaştırarak, atılımlarını süratle sürdürdü.

Anahtar teslim projesiyle,1994 ve 1995 yılları arasında POLİSAN TUNUS’u tamamen kendi teknolojisi ve mühendisiyle kuran POLİSAN, pazardan gelen talep doğrultusunda, POLİTRADE A.Ş. olan unvanını, 2000 yılında POLİSAN Boya A.Ş. olarak değiştirdi.

Kuruluş ilkesi olarak, sürekli gelişimi benimseyen POLİSAN, yurtiçi ve yurtdışı atılım hızını artırarak sürdürmekte ve Türk Kimya Sektörü’nün lideri ve öncüsü olmaya devam etmektedir.

Polisan

Popüler kanının aksine, şimdi Gatorade olarak bilinen spor içeceğini yaratan Florida Üniversitesi değildir. FSU futbol takımının doktoru Dr. R.A. Johnson "Seminole Firewater" adlı spor içeceğini 1962’den itibaren üretmeye başlamıştı. Dr. Johnson şeker ve limon aromasını elektrolitlerle (tuzlar) karıştırarak oyuncularının su kaybını ve kramplarını önlemeye yardımcı olmuştur. 1964’de yıllık spor fizisyenlerinin ve atletik antrenörlerinin Tallahasse, Fl.’de yapılan Seminar of Collegiate’inde Florida Üniversitesi’nden bir temsilci tuz ve potasyumun atletlerin su seviyesini daha iyi koruduğunu çünkü vücuda terle kaybedilenleri geri verdiği keşfini öğrendi. Gainesville’e geri dönüp, UF futbol oyuncuları üzerinde denedikten sonra “Gatorade” adı kondu. Florida Üniversitesi, Dr. Johnson’ın kamuyla serbestçe ücretsiz paylaştığı içecek için 1967’de sertifikalı patent talep etti.

“Gatorade” olarak bilinen popüler spor içeceği her zaman Florida Üniversitesi ile ilişkilendirecek olsa da gerçek kredi Florida Eyalet Üniversitesi’nden Dr. R.A. Johnson’a aittir.

Gatorade

Bir aile şirketi olarak Pelit 50 senedir kalitesinden ödün vermeden sürekli gelişerek müşterilerine hizmet vermeye devam ediyor.

Pelit Pastaneleri’ni kurmadan önce 19 yıl boyunca bir pastanede çalışan Kazım Ayan, 1957 yılında üç çalışma arkadaşı Manol Usta, Hari ve Hristo ile beraber Tepebaşı’nda Pelit Pastaneleri’nin temelini  attı. Kalitesi ve lezzetiyle rakiplerinden farklılaşan Pelit, kısa sürede sanatçıların, siyasilerin, yabancı ve Levantenlerin müdavimi olduğu bir pastane-kafe haline geldi.

Müşteri kalitesinin hızla büyümesi sonucu 1967 yılında Osmanbey Rumeli Caddesi’ndeki şubesi hizmete girdi. 1980 yılında diğer ortakların şirketten ayrılmasına takiben, Ayan ailesi büyüme kararı aldı. Organik büyüme vizyonu çerçevesinde şube ağını genişletti. Sırasıyla Caddebostan (1980), Levent (1985), Yeşilyurt (1987), Bebek (1990), Fabrika Satış (1994), Esentepe (1997), Carrefour Erenköy (2001), Altunizade (2001), Florya (2002), Çiftehavuzlar (2005) ve Maslak (2006) şubelerini hizmete sundu.

Pelit, satış ağını geliştirmeyi sürdürürken üretim tesislerini büyüterek kapasitesini artırmaya devam etti. Şişli imalat tesislerinde gerçekleştirilen pastacılık üretimi, 1994 yılında çikolata tesisinin de kurulmasıyla Esenyurt’ta inşa edilen modern tesislere taşındı.

Pelit

Budget Rent a Car 1958’de Los Angeles, California’da Morris Mirkin tarafından kurulan bir araba kiralama şirketidir. 1959’da Julius Lederer (Ann Landers’ın kocası) kendisine katılmış, şirket merkezi 1960’da Chicago, Illinois’e taşınmıştır. Şirket daha sonra Transamerica Corporation tarafından satın alınmış ve 1986’da Gibbons, Green ve van Amerongen Ltd., yönetim ve seçilmiş bazı yatırımcılar tarafından borçlanılarak satın alınmıştır. 1987’de halka açılmıştır. Halka açık şirket 1997’de Team Rental Grubu tarafından satın alınmış ve Budget Grubu adını almıştır. 2002’de şirketin varlıkları aynı zamanda Avis’in de sahibi olan Cendant Corporation’a satılmıştır. Eylül 2006’da Cendant, Budget ve Avis’i Avis Budget Grubu olarak bölmüştür.

Budget

Zeytinyağı sektöründe uzmanlık ve kaliteyi temsil eden Komili Zeytinyağı'nın öyküsü, 1878 yılında Midilli'nin Komi köyünde başladı. Köyünde kurduğu işletmeyle zeytinyağı üretimine başlayan Komili Hasan'ın tek sermayesi kaliteydi.

"Kalitesiz ürünle alıcıyı bir defa, kendini ebediyen kandırırsın"anlayışıyla işe koyulan Hasan'ın ürünleri çok kısa bir sürede kaliteleriyle ön plana çıktı. Zamanla, Osmanlı Sarayı'nın zeytinyağı ihtiyacı Komili Hasan tarafından karşılanır oldu. Bir süre sonra Komili Hasan tesislerini Ayvalık'a taşıdı. 1970'li yıllarda, Türkiye'nin ilk fiziki rafinasyon tesisleri hizmete girdi.1980'li yıllarda ise Ayvalık'taki bütün üretim üniteleri en yeni teknolojiyle modernize edildi. 1992 yılında Komili ile gıda sektörünün öncü kuruluşlarından Unilever'in kurduğu ortaklık sonucunda Unikom kuruldu. 1995 yılında ise Unilever, Unikom'un tüm hisselerini devraldı.

1878'den bu yana sofralarımıza lezzet ve sağlık sunan Komili, Ayvalık'taki ISO 9001 ve ISO 14001 belgeli modern tesislerde en iyi kalitede zeytinyağları üretiyor. Komili tadım uzmanları, zeytinyağının en saf halini sunabilmek ve "en iyi"ye ulaşılabilmek için, üretilen zeytinyağlarını 10'u aşkın kritere göre değerlendiriyorlar.

Komili

Yün sektöründe 60 yılı aşkın tecrübemiz, tekstilde inovasyon deneyimimiz, teknik araştırma ve geliştirmemiz sayesinde şirketlere tekstil üretim hattının her aşamasında ve ötesinde fayda ve fırsatlar sunmamız mümkün olmaktadır

Yün teknolojileri ve inovasyonlarının ticarileşmesinde, teknik danışmanlığında, iş bilgi sisteminde ve yün ipliğinin ticari testinde uzmanlaşmaktayız.

Woolmark, Woolmark Blend ve Wool Blend’in sahipliği ve lisansıyla benzersiz kalite erişimi sağlamaktayız. Markalarımız ve sembollerimiz katı ve yoğun kontrol denetimleriyle korunmakta ve dünya çapında rakipsiz kalite ve performans işareti olarak beninsenmektedir. Eğer yünlü bir ürün bizim markalarımızdan birini taşıyorsa, ürün kalitesi garantimizi de taşımaktadır.

Wool


Sektöründe lider olan ve 106 ülkede faaliyet gösteren Evyap,
2004 yılında Evy Baby Çocuk Bezi ve Evy Lady Hijyenik Ped
ürünlerini piyasaya sürmüştür.
Evyap olarak bugüne kadar
ürettiğimiz kaliteli temizlik ve kişisel bakım
ürünleriyle ailenizin güvenini kazanmış bulunmaktayız.
Bugün, 81 yıllık birikimimizle üstün teknolojimizi biraraya getirerek

iki yeni ürünü Evy Baby Çocuk Bezi ve Evy Lady Hijyenik Ped'leri
geliştirdik.

Bu ürünlerimiz Tuzla'daki tesislerimizde üretilmektedir ve
Evyap
Tuzla tesislerine şu ana kadar
40 trilyonluk yatırım yapılmıştır.
İtalya'dan getirtilen makineler, dünyanın en seri ve
hijyenik üretim yapan makineleridir.

Çocuk bezi makinelerimiz dakikada 500 adet bez üretebilmektedir.
Hijyenik ped makinelerimiz de dakikada 700 adet ped üretebilmektedir.
Ayrıca Orta Doğu, Balkanlar ve Orta Asya'ya çocuk bezi ve hijyenik ped
ihracatımız devam etmektedir.

Sizlere sunmakta olduğumuz
Evyap ürünlerinin yanı sıra
Evy Baby ve Evy Lady gibi yine yepyeni ve kaliteli ürünlerle
daima yanınızda olmaya devam edeceğimizi bilmenizi isteriz.
Bu çalışmaların neticesinde bizler için en değerli ödül,
siz değerli tüketicilerimizin memnuniyetidir.


Evyap ve diğer ürünleri hakkında daha fazla bilgi için
www.evyap.com.tr


Ev Yap


BORBET Grubu
Gelenek ile Döküm
On yıllardır, geleneksel BORBET şirketler, Avrupa'nın en başarılı önde gelen alüminyum jant üreticilerinden biri olarak kabul edilmektedir ve tanınmış otomobil şirketleri de çok sayıda tedarikçisi konumundadır. 2800 çalışanı, Hallenberg-Hesborn ana bitki ve Medebach Alman üretim tesislerinde çalışmak Çevresi
Solingen, Bad Langensalza ve Niederneuching. Güney Afrika, ABD ve Avusturya'da üretim tesisleri de BORBETGroup bir parçasıdır.


Aile işletmesi ve 1977 yılından bu yana hiç hafif alaşım jantlar üretmektedir Vestfalya Altena 1881 yılında kurulmuş bir büyüleyici tasarımı ile en kaliteli alüminyum jantlar için uzman olarak tüm dünyada kabul edilmektedir.
Bugün BORBET yaklaşık bir ürün sunuyor. Hafif alaşım jantlar 2000 farklı - dan gösterişli ve dinamik sportif, klasik ve asil. BORBET tutku sürüş izin alüminyum jantlar tüm dünyada deneyimli olması üretir.

Borbet

Pepsi Cola To Dump Pepsi Edge By Year's End Pepsi Cola Yıl Sonu Pepsi Edge Dump için



















Pepsi Cola will dump its slow-selling Pepsi Edge by the end of the year, marking a short shelf life for a drink that, like competitor Coca-Cola C2, offers about half the calories of regular colas, reported the Atlanta Journal Constitution. Pepsi Cola, rakibi Coca-Cola C2 gibi, normal kola yarısı kalori hakkında sunan bir içki içmek için kısa bir raf ömrü işaretleme, yıl sonuna kadar yavaş satan Pepsi Edge dökümü olacak, Atlanta Journal Anayasa bildirdi. Pepsi's plans, reported Friday by Beverage Digest and confirmed by the company, raise questions about the future of Coke's C2. Pepsi planları, İçecek Digest tarafından Cuma bildirilen ve şirket tarafından onaylandıktan sonra, Coke's C2 geleceği hakkında soru işaretleri. While Coke is holding to claims it will keep selling the brand, C2 hasn't had a strong start. Kok iddialarına tutan iken satan marka tutacak, C2 değil güçlü bir başlangıç olmuştur. US sales totaled 25 million cases during C2's six months on the market in 2004, according to Beverage Digest. ABD satış İçecek Digest göre, 2004 yılında piyasaya C2 altı ay içinde 25 milyon olgu olarak gerçekleşti.
Pepsi Edge sold just 8.6 million cases during the same time frame. Pepsi Edge aynı zaman dilimi içinde sadece 8.6 milyon olgu sattı.
Last year, Pepsi was modest in its forecasts about Edge, which has 50 calories per 8-ounce serving. Geçen yıl, Pepsi 8-ons porsiyon başına 50 kalori vardır Edge, hakkındaki tahminleri mütevazı idi. Coke, however, cranked up the hype achine when it introduced C2. o C2 tanıttı zaman Coke Ancak, yutturmaca achine kadar krank.
From the beginning, some were skeptical about the prospects for C2 and Edge, including Morgan Stanley analyst Bill Pecoriello. Başından itibaren, bazı Morgan Stanley analisti Bill Pecoriello dahil C2 ve Edge için umutları hakkında şüpheliydi. By fall, it as clear the drinks weren't catching on. sonbaharında, bu gibi içecekler üzerinde alıcı değildi temizleyin.
C2's 2004 sales of 25 million cases were far lower than the comparable introduction of Vanilla Coke, which sold 90 million cases during its first partial year in the market in 2002. 25 milyon vaka C2 2004 yılı satışları çok 2002 yılında pazardaki ilk kısmi yıl içinde 90 milyon durumlarda satılan Vanilla Coke olan karşılaştırılabilir giriş daha düşüktü.
While reduced-calorie colas could peter out, big soft drink companies are still looking for ways to reach calorie-conscious consumers, especially men who don't like traditional diet drinks. düşük kalorili kola tükenmek olabilecek iken, büyük alkolsüz içecek şirketleri hala özellikle kalori bilinçli tüketiciler, geleneksel diyet içecekler sevmiyorum erkekler ulaşmanın yollarını arıyor.
Pepsi has just reformulated its one-calorie Pepsi One with a new sweetener, and Coke is preparing to introduce Coca-Cola Zero, which is meant to taste more like Coke Classic than Diet Coke. Pepsi sadece yeni bir tatlandırıcı ile bir kalorili Pepsi Bir formüle sahiptir ve Coke Diet Coke daha Coke Classic gibi daha tatmak içindir Coca-Cola Zero, tanıtmak için hazırlanıyor. Morris said he might switch to such a drink if the taste is right. Morris tadı doğru ise böyle bir içki geçiş olabileceğini söyledi.
Editor's Insight: Keep in mind that Pepsi Cola has introduced nearly a dozen low-calorie sodas, according to industry sources, in addition to traditional Diet Pepsi. Editörünün Insight: geleneksel Diet Pepsi ek olarak, sanayi kaynaklarına göre, Pepsi Cola yaklaşık bir düzine düşük kalorili soda tanıttı unutmayın. Diet sodas to an extent are also competing against the rising number of noncarbonated drinks that consumers view as a healthier alternative to traditional soda. bir ölçüde Diyet gazlı içecekler de tüketici olarak görmek noncarbonated içecek yükselen sayıda karşı yarışıyor sağlıklı bir geleneksel soda alternatif.
Diet soda's share of the total soda market has gained steadily since the mid 1990s. toplam soda pazarının Diyet soda payı 1990'ların ortalarından beri sürekli olarak kazanmıştır

Pepsi Edge


J. Aaker'in 1997 tarihli modeli, psikoloji literatüründe kullanılan kişilik tipolojilerine (big five) benzer şekilde temel marka kişiliklerini ortaya koydu. Aaker bunları, Samimiyet (Sincerity), Coşku (Excitement) Ustalık (Competence), Seçkinlik (Sophistication), Sertlik (Ruggedness) şeklinde ifade eder.

Marka kişiliği markanın tüketicilerle olan iletişimini biçimlendiren stratejik bir araçtır. Çünkü markalar tüketicilerin zihninde kişilikleri aracılığıyla kendilerini yansıtabilir ve anlatabilirler. Bu noktada tüketiciyle daha yakın, daha sadık ilişkiler kurabilmek veya tüketicinin zihninde farklılaşabilmek için marka kişiliği anahtar bir kavram halini almaktadır.

Marka kişiliği, markanın mesajını aktarırken kullanacağı genel tarzı ve tutumu ifade eder. Bu anlamda duygusal bağ kurmak açısından çok önemli bir unsurdur. Bu yüzden markaların kişililik inşa ederken, tüketicilerin markayı hangi durum ve koşullara bağlı olarak tercih ettiklerine bakıp o durumlara uygun imaj ve duygu formlarını (arketipleri) belirlemeleri gerekiyor.

Carol Pearson, 1998 tarihli Awakening the Heroes Within: Twelve Archetypes to Help Us Find Ourselves and Transform the World isimli çalışmasında Jung'un "evrendeki varlıkların sayısı kadar" şeklinde ifade ettiği arketiplerin temel olanlarını belirlemeye çalışmıştır. Buna göre başlıca 12 adet prototipten bahseder:

Yaratıcı (Creator)
Düzenleyici (Ruler)
iyileştirici (Caregiver)
Bilge (Sage)
Kaşif (Explorer)
Saf (innocent)
Şampiyon (Champion, Warrior)
Sihirbaz (Magician)
Asi (Outlaw)
Sıradan insan (Everyman)
Soytarı (Jester)
Aşık (Lover)

AAker

MARKA IMAJI

      Marka ımajına daha geniş bir perspektiften bakmamız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü tamlamanın köklerinden birisi olan ımaj; insan hafızasını, duygularını ve külür-sanatı, pazarlama ile kesiştiriyor.
      Kelimeleri ayrı ayrı ele aldığımızda marka: Ticari bir isim, zamanımızın tanrısı, normal bir cismi değerinden birkaç kat pahalı yapmaya yarayan kavram, reklamı iyi yapılan malın isminin aldığı form,  ürünün ruhu, bir ürünü ya da servisi farklılastırmada en önemli etken biri olarak tanımlanabilir. Marka, ingilizce deki brand kelimesinden gelmektedir. Eski İngiltere'de hayvan sahiplerinin, hayvanların kime ait olduklarını anlamak için kendi armalarını dağlayarak basmasından gelen bu kelime zaman içinde anlam değiştirmiş, bugün bildiğimiz ürünü tanıtıcı bir simge olan marka anlamında kullanılmaya başlamıştır.
       Imaj ise bir kişinin yada nesnenin o kişi yada nesneyi görmezken akılda kalan genel şekli,izlenimi olarak tanımlanabilir. İşte bu tanım insan aklının işleyişini ve hafıza, hatırlama gibi eşsiz beyin fonksiyonlarının daha yakından tanınmasını zorunlu kılmaktadır. Bir algı ve algılatma savaşı olan reklamcılık ve reklamcılıkta  kullanılan yaratıcı stratejilerden biri olan marka ımajını tümüyle kavramak için insan beyninin dış dünyadaki uyarıcıları nasıl işlediğini öğrenmak zorundayız.

1.Şaşırtıcı İnsan Beyni
     Bir bebek toplam 100 milyar  beyin sinir hücresiyle doğmaktadır. Tahmini olarak sinir hücreleri arasındaki elektriksel bağlanımın %17’si doğumdan hemen sonra oluşuyor. Günler, haftalar, aylar ve yıllar geçtikçe milyarlarca sinir hücresi birbirleriyle elektriksel olarak bağlanmasıyla oluşan ağ, bir çocuğun hayat boyu kullanacağı zihinsel ve duygusal yeteneklerini meydana getirir.
      İnsan beyninin elektriksel oluşumuna yön veren unsurlar genetik faktörler ve tecrübelerimizdir. Örneğin DNA bazı temel sinir ağlarının oluşumuna öncelik vermektedir(hard wiring). Bir bebeğin dil öğrenme yeteneği bu sayede gelişirken, hangi dili öğreneceği ise tamamen tecrübeleriyle ilintilidir(soft wiring). Belirli ağsal oluşumlar tamamen genetik olsada en büyük rolü yaşamsal tecrübelerimiz oynamaktadır. Bir arada uyarılan sinir hücreleri yani nöronlar elektiriksel olarak birbirleriyle bağlanmaktadır.(Eliot 1999)
       Bir bütün olarak koordineli çalışan insan beynini daha iyi anlamak için temel beyin sistemlerini ayrı incelemenin faydası vardır. Goleman(1995) 3 ana beyin sistemine dikkat çekmiştir; the brainstem, the limbic sistem ve cortex. The brainstem, kalp atışı, vücud ısısı gibi fizyolojik faaliyetleri düzenler. The Limbic, duyguların düzenlendiği ve yerleştiği yerdir. Cortex ise daha üst seviye ve komplex olan dil, algılama ve mantık yürütme gibi fonksiyonları yerine getirir.
        Bütün beyin sistemleri insan için aynı derecede önemlidir. Fakat Limbic brain yani duygu, reklamların özellikle hedef aldığı bölümdür. Duyguların beynin işleyişinde ne kadar önemli bir rol oynadığını Damasio ve LoDoux (1994,1996) araştırmalarıyla ortaya koymuştur.
        a.Duygu dikkati odaklar: Duygu beyinde erken uyarı sistemi rolünü üstlenir.(carter 1998) Duygu beyine ‘dikkatini ver’ mesajını gönderir.
        b.Duygu neyi hatırlamamız gerektiğini belirleyen temel faktördür: Hayatımız boyunca edindiğimiz tecrübeler hafızamıza yazılırken, beyin ayrıca tecrübelerin sonucunda oluşan duygularıda kaydeder ve bu duygular trecrübelerden daha kolay ve hatırlanabilir bir şekilde kaydedilir.(Schachter 1996)
          c.Duygu davranış biçimi geliştirmemizi sağlayan en önemli uyarandır: Duygu ve motivasyonun aynı latin kelime kökünden gelmesi bir raslantı değildir. Bir insanı motive etmek istiyorsanız duygularını harekete geçirmelisiniz. Motivasyon çoğunlukla davranışın temelinde bulunur.
           d.Duygu ile davranış arasındaki bağlantı düşünce ve davranış arasındaki bağlantıdan daha sıkıdır: Darwin’in gözlemi bunu açıkça ortaya koymaktadır. Kalın bir camın arkasında güvenli bir şekilde zehirli bir yılanı gözlemleyen insanlar, yılanın onlara doğru yaptığı ani atak sonucu irkilerek geriye çekilmektedir. Akla heme şu soru gelmektedir ‘Güvende olduklarını bildikleri halde neden insanlar böylesine savunmaya çekilmektedir?’. LeDoux buna evrensel bir cevap bulmuştur. Beyin kısa devre yapmaktadır. Kısa devre direkt olarak davranışı sergileyen motor nöronlara bağlanmaktadır. Daha önemlisi uyarıcıyı veren duygulardır. Bu anlayışta, fiziksel reaksiyon anlama ve kavramadan önce meydana gelmektedir.(LeDoux 1996)

2.Reklamcılık ve Limbic beyin
    Reklam mesajları, a’dan z’ye, duygusal reaksiyonlar veren limbic beyine yönelik hazırlanmaktadır. Ve bu duygular ürünün algılanışıyla ilitilidir. Duygusal tepki ürünün satınalınması davranışını beyin ne satınaldığı kavramadan gerçekleştirmektedir.
     Bir çok insan diğer insanların kendilerinden daha çok reklemlardan etkilendiğini düşünmektedir. Bu eğilim, ‘üçünkü kişi etkisi’ olarak tanımlanmaktadır. Kalabalık bir gruba reklamların insanları etkilediğini düşünüyorlarsa ellerini kaldırmalarını söyleyin. Çoğu el havaya kalkacaktır. Ardından kendilerinin etkilenip etkilenmediği sorulduğunda ellerin büyük bir kısmı geri inecektir. Nedeni sorulduğunda ‘reklamlar beni etkilemiyor’  yüksek oranda gelen yanıt olacaktır. Reklamcıların özellikle oluşturmaya çalıştığı etki budur. İnsanları onlar farkında olmadan etkilemek.(Perloff 2002)
     Duygusal tepkiler mantıksal nedenlere dayanmadığı için mantıksal yargılamanın controlünden kolayca sıyrılabilirler. Araştırmacılar bunu ortaya çıkarmak için akıllıca deneyler uygulamışlardır. Zajonc’un deneyinde deneklere basit geometrik çizgisel resimler gösterilmiş ve en çok beğendiklerini seçmeleri istenmiştir. Resimlerin arasına gülen ve somurtan insan yüzleri deneklerin farkedemeyeceği hızla görünecek şekilde yerleştirilmiş. Deneklerin bilinç üstü hiçbir zaman için bu resimleri algılayamasa da, gösterim sırasında gülümseyen insan yüzünün görünüp kaybolduğu resimler daha çok beğenilmiş. Bu deney insan bilincinin farkemediği durumlarda duyguların nasıl davranışa yöneltiğini açıkça bize gösteriyor.(Zajonc 1980)
      İzleyiciler televizyonun karşısında bir reklamı ilk defa izliyorlar v e30. saniyenin sonuna kadar ne izlediklerini biliyorlar. İlk 28 saniye içindeki beynin duygusal tepkisi reklamın 30. saniyesindeki marka ismiyle  ilişkilendiği zaman elektiriksel köprü kurulmuş oluyor ve reklam başarıya ulaşıyor.

3.Bilinç ve Bilinç altı
      Beyin aktif olarak sürekli dış dünyadaki fiziksel hareketleri taramakta ve izlemektedir. Bu hareketlerin büyük bir kısmı bilincin farkındalığı dışında gelişir. Beyin  dikkatini küçük hareket segmentlerinde toplayabilir. Beyin yeni bir şeyle karşılaştığında bütün dikkatini yoğunlaştırır. Örneğin araba kullanmayı yeni öğrenen bir beyin tüm dikkatini bunun üzerine yoğunlaştır çünkü işlem yeni ve karmaşıktır. Fakat şaşırtıcı bir biçimde beyin dikkatinin dışında da işlem yapabilir. Yıllar geçtikçe araba kullanmayı pekiştiren sürücü şehrin bir ucundan öbür ucuna yoğun tirafikte farkına varmadan ilerleyebilir. Daha da ileri giderek yanında oturan arkadaşıyla son derece ilginç bir konuyla ilgili konuşurken hızlanmak, yavaşlamak, frene basmak, vites değiştirmek gibi fiziksel problemleri doğru zamanlamayla yapabilir. Beyin otomatik pilotta çalışmaktadır.
      Beynin aynı anda birden fazla işlem yapabilmesi bilinç altı fonksiyonlarıyla açıklanabilir çünkü beyin belirli bir anda sadece bir işleme dikkatini yoğunlaştırabilir.
4.Reklamcılık ve bilinç altı 
     Reklamcılık insanları etkileme sanatıdır. Bir reklamcının potansiyel müşteriden duymak isteyeceği son şeydir. Reklamcılar beynin kritik yargılamasından olabildiğince kaçınmaktadırlar. Bunun bir yolu özgür olarak duygusal resimler ve mesajlar kullanmak. İkinci yolu ise bilinç altını kullanmaktır. Bir çok reklamcı bunu bilinçli olarak yapmasada içgüdüsel olarak bunu gerçekleştirmektedirler.

5.Marka İmajı ve 5 Duyu
    Marka imajı bir ürün ya da hizmet hakkında insanların sahip oldukları tavırdır. Insanlar bu tavırları geçmiş deneyimleri ve izlenimleri sonucunda meydana getirmektedirler. İnsanlar 5 duyuları aracılığıyla dünya ile beyinleri arasında iletişim kurmaktadır. O halde marka imajı da 5 duyuya yönelik hazırlanmalıdır.
   a.Görsel İkonlar
    Görsel İkonlar, ürünü veya hizmeti temsil eden en basitleştitlmiş sembollerdir. İnsanlara onlara kimin hitap ettiğini hatırlatar ufak bir sembollerdir. İnsan beyni dünyayı resimler şeklinde algılar. En sık kullanılınan hafıza görsel hafızadır. Görsel hafıza tetikleyici olarak diğer duyumları harekete geçirebilir. Logo, ürün veya ambalaj, ürün renkleri, yazı karakteri, tasarım diğer görsel ikonlar olarak sayılabilir.
     b.Ses İkonları   
     Müzik söylemek istediğiniz şeyler için duygusal bir ortam yaratır. Sinema endüstrisi müziği çok etkili biçimde kullanır. Yönetmen sizi korkutmak istediği zaman, korkutucu müzikler, kederlenmenizi istiyorlarsa üzücü, mutsuz müzikler kullanırlar. Müzik, insanların hissetmesini istediğiniz, duyguları aktarmanın en hızlı yollarından biridir. Beyin görsel ikonları işlemekle meşkuken arka fonda müzik bilinç altına pek çok duyguyu oluşturabilir.
      c.Dokunsal İkonlar
     Dokunmak insanın kelimenin tam anlamıyla ürününüzü hissetmesini sağlayacak harika bir unsurdur. Ürünün sıcak ya da soğuk, doğal ya da yapay olması önemli bir bilgi olarak markanın diğer önemliözellikleriyle birlikte depolanır.
     
d.Koku İkonları
     Hiçbir şey koku kadar hatırda kalıcı değildir. Kokular, geçmiş yıllar ve deneyimlerden oluşan cılız bir yığının altına gizlenmiş patlamaya hazır mayınlar gibi hafızamızda ani  fakat hafif sarsıntılar yaratırlar.Kokular kolaylıkla beynin diğer deneyimlerini harekete geçirebilirler.
       e.Lezzet İkonları
       Hiçbir duyu lezzet ikonu kadar bağlılık yaratmaz. Lezzet birisinin aklında ‘benim tercihim’ olarak bir kez yerleşti mi, bu kişi şaşılacak bir tutku ve inat ile seçimi savunur.
     
 6.Hatırlama, izlenim  ve marka 
    Markaya ait bütün uyarıcılar insan beyninde elektriksel bir harita oluşturur. Beyin uyarıcıların oluşturduğu duyguyu bir ‘register’ olarak kullanır. Bu uyarıcılardan herhangi biriyle karşılaştığı zaman register dolayısıyla markaya ait herşeyi hatırlamak yerine, uyarıcılarının tümünün beynimizde oluşturduğu sonuca yönlenir. Sonuç oluşturduğu duygu ile birlikte hatırlanır. Fakat Limbic beyin duyguları çok daha hızlı bir şekilde bilinç yüzeyine çıkartır ve izlenim oluşur.
a.   Bu uyarıcılar ne kadar birbiriyle dikkat çekici olursa izlenimler o kadar akılda kalıcı ve etkili olur. Markanın uyarıcılarını şöyle sıralanabilir: Marka adı, markanın logosu, ambalajı, şirketin renkleri, şirketin yazı karakteri, ayırt edilir görsel teknikler, eşsiz mimari görüntüler, giyim, dış ses, müzik, dokunarak algılanan ürün tasarımı, ürün dokuları, ürünün ısı derecesi, eşsiz hoş kokular, kendine özgü lezzetler, kahraman veya maskotu. 
b.   Mümkün olduğunca fazla sayıda duyuya hitap edilmelidir. Beyin ile ilgili yapılan araştırmalar göstermektedir ki deneyime katılan duyu sayısı arttıkça hatırlanabilirlik artmaktadır.
c.   Marka uyarıcılar ne kadar birbiriyle uyumlu olursa izlenimler o kadar akılda kalıcı ve etkili olur. Marka uyaranlarının uyumlu ve tutarlı olması marka kişiliği dediğimiz şeydir.

7.Gerçeklik nedir?
    Gerçekliği tanımlamamız marka imajının bizi nasıl etkilediğini anlamamıza yardımcı olacaktır. Aydınlanma çağından bu güne kadar bir çok filozof ve sosyal bilim adamı bu sorunun cevabını aramıştır. Onların gerçeklik ile fantazi arasındaki sınırı aydınlatmak istemişlerdir.
     İletişim alanında ise George Gerbner Kitle iletişim araçlarının insanların gerçekliği algılayışını şekillendirdiğini idda etmiştir. Dış dünya ile ilgili edindiğimiz bilgiler bizim dünya ile ilgili algılarımızı değiştirmektedir. Televizyon programlarında gösterilen gerçeklik ile gerçek dünya arasındaki fark insanların gerçeklik algısında yanılsamalara yol açmaktadır. Peki bu gerçekten doğru mudur? İnsanlar dış dünyadan çok farklı bilgiler alıp onları kendi deneyimleri ile birlikte yorumlamaktadır. Bu yorumların üzerinde en önemli yerede duygular sahip olmaktadır.

8.Reklamlar ve Gerçeklik Algısı
    İki tane uzay düşünelim. Bunlardan birincisi fiziksel uzay, ikincisi ise zihinsel uzay yani bizim beynimizde var olan uzay. Fiziksel dünyada çoğunlukla masanın üzerinde bir Compaq laptop, oturma odasında Sony televizyon görürüz, insanlar  çoğunlukla kola ve ya pepsi içerler, Toyota, Ford marka araba kullanırlar, Levi’s marka blue jean giyerler.
    Zihinsel uzayımızda ise insanlar Toyota Celica yı kendi arabaları olarak hayal ederler. Kot pantolan deyince akıllarına Levi’s gelir. Altında Levi’s pantalon giymiş Compaq bilgisayarın karşısına oturmuş elinde kola bardağı tutan bir kadını hayal etmemiz çok zor değildir. Ürünler ve marka isimleri zihinsel uzayımız için vazgeçilmez mağzemelerdir ve bunlar hafızalarımıza çoğunlukla reklamlar aracılığıyla kazınmaktadır.
    Son araştırmalara göre gerçekliğin insan zihninde oluşumu somut gerçeklerden ziyade bilinç altı beyin fonksiyonlarının sonucudur.


9.Yaratıcı Strateji Olarak Marka İmajı
    Marka imaj stratejisi ürün hizmet dışında kalan üstünlüğü ifade eder. Ürünler arasındaki fark fiziksel olmaktan ziyade psikolojiktir ve stratejiler daha çok duygular üzerine yoğunlaşmıştır. Marka imajı uzun dönemli bir çalışmadır. Doğrudan doğruya satışı gerçekleştirmek yerine marka için bir ün ve itibar alanı oluşturmaya çalışılır. Imaj reklamları sigara, içecek, otomobil, havayolları, finans hizmetleri, parfüm ve giyim gibi çeşitli ürün ve hizmetleri için yoğun olarak kullanılmaktadır.
     Reklamcılığın yaratıcılık anlamına gelmediğini savunan Ogilvy' e göre, reklamcılığın ilk hedefi insanlara güzel sözler söylemek değil, tüketicilerin belirli bir ürünü satın almalarını sağlamaktır. Alternatif reklamcılık akımının yaratıcısı olan ve reklamcılık sektöründe yeni bir çığır açan Oliviero Toscani ise, klasik reklamın pazarlama tarafından boğulan yaratıcılığına eleştiriler getirmekte ve yaratmak için bakışı değiştirmek, kendine özgü bir saldırma noktası bulmak, ortaya bir görüş açısı çıkarmak, durup dinlenmeden kuralları değiştirmek, zorlukların çevresinden dolanmak ve kalıplara karşı savaşmak gerekir ifadesini kullanmaktadır (TOSCANI, 1996,s.102).

     Reklamda yaratıcı strateji, reklam mesajını belirleyen faktörlerin incelenmesinden sonra söylenecek sözlerin seçimi ve reklamın görüntüsünü kapsamaktadır. Mesaj stratejisinin ilk aşamasını oluşturan yaratıcı strateji, özgün düşüncenin ortaya çıkarılarak, sorunların belirlenerek uygun çözümlerin üretilmesi ile ilgilidir. İyi oluşturulmuş bir yaratıcı strateji, yaratıcı kişilere reklamın kime hitap edeceği ve ne söyleyeceği konusunda hatırlatmalarda bulunmaktadır. Ürün veya hizmet hakkında neyin, nasıl, nerede, niçin ve ne zaman anlatılacağını gösteren mesajların yazı şeklinde senaryo, film, grafik tasarımı olarak ifade edilmesini belirlemektedir. Yaratıcı strateji ile geliştirilmiş bir reklam, belli bir reklamveren için yaratılan, onun gereksinimlerini anlayarak değerlendiren reklamdır. Böyle bir reklam diğer reklamlardan daha fazla dikkat çekmekte, hatırlanmakta ve eğlendirmektedir (GÜRÜZ, 1998, s. 54).
       Reklam çalışmalarında yaratıcı strateji sürecinin iç ve dış koşulların baskısı altında geliştiği söylenebilmektedir. Bu doğrultuda iç koşulları; reklam ajansına hakim olan genel yapı, reklam ajansı yöneticisinin çalışanlara yönelik tutumu, yaratıcı grubun yetenek ve yeterlilik düzeyi ve yaratıcı grubun motivasyon düzeyi olarak ayrıntılandırmak mümkündür. Reklam ajansının müdahalesi ve kontrolü olmaksızın gündeme gelen dış koşullar ise reklamverenin talepleri, reklamverenin pazarlama iletişimi ve reklam stratejisi, reklam bütçesi, pazar koşulları, rakip mal ya da hizmetlerin reklam stratejileri olarak özetlenebilmektedir. Bu bağlamda, reklamverenin reklam olgusuna bakış açısının ve bilinç düzeyinin yaratıcı strateji sürecinin gelişiminde etkili olduğu söylenebilmektedir. Ogilvy, reklamverenlere, yaratıcılık alanında ajanslarıyla rekabet etmemeleri gereğini hatırlatmakta ve bekçi köpeğiniz varken neden siz havlayasınız ki sorusunu sormaktadır (OGILVY, 1989, s.102). Reklam çalışmalarında yaratıcı sürecin işlerliğinde aslolan ajansın gerçek dürtü ve yaratıcılık potansiyelidir ve bu sürecin mümkün olduğunca iç ve dış müdahalelerden uzak bir şekilde yürütülmesi gerekmektedir.
       İç ve dış koşulların baskısı altında şekillenen yaratıcı strateji süreci, yaratıcı düşüncenin ortaya çıkması ve gelişmesiyle başlamaktadır. Yaratıcı süreç, rasyonel boyutun yanı sıra duygusal boyutu da kapsamakta ve özgün düşünce, "bilinçaltından esinlenen ve sezgiyle yönetilen fikirlerin deneysel bir biçimde gruplandırılmasını" gerektirmektedir (OGILVY, 1989, s.38). Sistem düşüncesi bağlamında ele aldığımızda, girdi olarak tanımlayabileceğimiz yaratıcı düşünce kapsamında biçimlenen yaratıcı strateji, çıktı olarak niteleyebileceğimiz reklamı oluşturmaktadır. Reklam çalışmalarının özünde iletişim çabaları olmasından hareket ederek, geri bildirim öğesi sürecin sonraki aşamalarını şekillendirmekte, yaratıcı stratejinin gelişimine katkıda bulunmakta ve yeni değerlendirmelerin yapılmasını olanaklı kılmaktadır. Bu kapsamda, yaratım sürecinin değerlendirmesinin yapılmasının, sürecin başarısı açısından belirleyici olduğu söylenebilmektedir. Wilson, Guilford ve Christensen (1953), yaratıcı bir üretimin kalitesini değerlendirmek için üç olası ölçüt belirmişlerdir. Onlara göre şu şekilde düşünülebilmektedir. (ROUQUETTE, 1994, s. 17):
1. Bir cevap, ele alınan kitle içinde ne kadar seyrek görülürse o kadar orjinaldir.
2. Bir cevap, bir yargılayıcılar grubuna göre daha ustalıklı olduğu ölçüde daha orjinaldir.
3. Bir cevap, en uzak bilgi ve tecrübe öğelerini birleştirdiği ölçüde daha orjinaldir.

10.Marka İmajı Bir Vaadin Sonucunda mı oluşur?
    Marka vaadi kesinlikle var olan ya da yeni bir gerçek markayi yaratmak, geliştirmek için temeldir. Marka vaadi 3 temel nitelikle iletişim kurar.
    1.yapılacak bir şey
    2.İfade edilmiş bir güvence
    3.Gelecek mükemmeliyet ve başarının algılanışı
    Vaat, reklam mesajı olmak için tasarlanmamıştır. Bununla birlikte her reklam, tüm iç ve dış iletişimler vaadin ruhu ile tutarlı olmalıdır. Eğer farklıklaşma ya da ayrıcalıklılık özgün markalar yaratmanın anahtarı ise o zaman vaat bir markanın müşterilerine sunduğu eşsiz getirilerini ifade etmelidir.
     Reklam mesajları, duygusal ve işlevsel bir seviyede tüketicilerin bilinçliliğine dokunarak hafıza da yer edecek, değer yaratan ayrıcalıklı bir vaat ulaştırmaya odaklanmalıdır.

11.Marka İmajı
     Marka imajı, tüketicinin bir ürün ya da hizmete ya da markaya yönelik olarak geliştirdiği çağrışım, duygu ve tutumların toplamı olarak tanımlanabilmektedir. Reklam sektöründe marka stratejisini geliştiren ve uygulamaya sokan David Ogilvy için, yaratıcı stratejinin temel ilkesi, ürünün rakipler karşısında sahip olduğu satış avantajını tüketici yararına dönüştürmektir. Başarının anahtarının tüketiciye bir yarar vaat edebilmekte yattığını ileri süren Ogilvy, reklam yazarlarının yapacakları en önemli işin ürün hakkında ne söyleyeceklerini, ne gibi yararlar vaat edeceklerini tasarlamak olduğunu ifade etmektedir. Ogilvy'e göre, bir ürünün pazardaki durumunu belirleyen, ürünler arasındaki önemli farklılıklar değil, markanın bütün olan kişiliğidir. Bu kapsamda, markalar için kesin tanımlanmış bir kişilik yaratan üretici şirketlerin, pazarda en geniş paya sahip olacaklarını söylemek mümkündür.
        marka imajı, somut bir yarar vaat etmenin ötesinde, daha üst düzeyde bir soyutlama aşaması olarak değerlendirilmelidir. Sunulan somut yarardan çok, bu yararın sağladığı gerçek ya da düşlemsel doyumla ilintili olan imaj, tüketicinin elde ettiği psikolojik doyumun, somut ürünün ötesinde ürünün kimliği olan markayla bağlantılandırılmasıdır. Bu doğrultuda, tüketici aslında ürünün kendisini değil, imajını satın almaktadır. Çünkü marka imajı tüketicinin yalnızca ürünün niteliklerine yönelik izlenimleriyle sınırlı değildir. Ogilvy'in deyişiyle, ürünün pazardaki durumunu belirleyen ürünler arasındaki önemsiz farklılıklar değil, markanın bütünsel bir karakteristiği olan kişiliğidir. Ürün ve hizmetlerin giderek birbirlerine benzedikleri ve benzer faydalara odaklandıkları günümüzün rekabet yoğun ortamında markalar en değerli varlıklar olarak kabul görmekte ve marka kimliğini yaratıcı bir dille anlatma gerekliliği ayrıntılı stratejik çalışmaları gerekli kılmaktadır. Bu kapsamda Bates'in "Marka Değerlendirme Çarkı (Bates Brand Wheel)", markaların özüne inebilmek ve derinliğine inceleyebilmek açısından son derece etken bir yöntemdir. Markanın sahip olduğu karakteristiklerin çok iyi kavranılması ve canlı bir organizma olarak yaşatılması gerekmektedir. Bates'in Marka Çarkı, incelenen markaların özellikleri, yararları, değerleri ve kişiliğini analiz ederek markanın özüne inmeye çalışmaktadır. Markanın özünü ve markanın ayrıştırıcı kimliğini tespit ederek satış vaadini oluşturmaktadır. Bu aşamada, temel satış vaadi kavramının bir basamak öteye taşınarak Unique Selling Personality kavramından söz etmek, satışa yöneltilebilecek benzersiz bir marka kimliğinin yaratılması ve markanın sürekli olarak canlı tutulması gerekliliğini vurgulamak mümkündür.

Marka İmajı - Brand Equity

MGM
MGM, Metro-Goldwyn-Mayer 1924’de Metro Pictures Corporation’ın sahibi, gezici tiyatro Loew's Inc., Goldwyn Pictures Corporation ve Louis B. Mayer Pictures’ı satın alıp sonra da bu üç şirketi birleştirmesiyle oluşturuldu. Culver City stüdyosu kısa sürede en güçlü ve ana prodüksiyon şirketleri içinde en prestijlisi haline oldu, 1930’ların ve 1940’ların çoğunda karlılıkta ve kritik alkışlarda üstün geldi. 1950’lerde Paramount onayladığı hükümler tarafından getirilen değişiklikler stüdyo sistemini geçersiz kıldı ve bir zamanlar sistemi domine eden MGM yavaşça düşüşün sıkıntılarını çekmeye başladı.

Stüdyo 1970’de varlıklarının çoğunu satan ve şirketin dağıtım kolunu 1973’de kapatan Kirk Kerkorian tarafından satın alındı. Ted Turner MGM’yi 1986’da satın alarak film kütüphanesi ve metin materyalini kendinde kalmak üzere stüdyoyu anında Lorimar Pictures’a sattı. 2005’de bir yatırımcılar konsorsiyumu tarafından alınan, Metro-Goldwyn-Mayer, Inc. Century City, California’daki merkezinden film prodüksiyon ve dağıtım şirketi olarak çalışmaya devam etmektedir.

MGM