araba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
araba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anadol, Türkiye'de toplu olarak üretilen ilk otomobil markasıdır. İlk Türk üretimi otomobil ise 1960'da TCDD tarafından yalnızca beş tane üretilen "Devrim" adı verilen örnek otomobildir.

Vehbi Koç tarafından kurulan Otosan tarafından 1966-1986 yılları arasında İstanbul'daki fabrikada üretilmiştir. Fabrika 1986'dan sonra Ford Taunus üretimi için kullanılmıştır.

Anadol'un ilk modelleri İngiliz Reliant/Ogle tarafından tasarlanmıştır. Bütün modellerinde kaportası cam elyafı ve polyesterden yapılan Anadol'da motor olarak da Ford motorları kullanılmıştır. İlk kullanılan motor, Ford'un Anglia modelinin 1198 cc'lik motorudur.

Anadol adı, açılan isim yarışması sonucunda finale kalan; Anadolu, Anadol ve Koç arasından seçilmiştir.

Az sayıda kalan örnekleri, günümüzde genellikle ortadan kesilerek kamyonet yapılmış biçimleri ile adını aldığı Anadolu'nun küçük şehirlerinde halen kullanılmaktadır.

Anadol

Amerikan ordusu ‘80’li yılların başında tarihinin en önemli stratejik anlaşmalarından birisine imza attı. Partner, GMC şirketiydi ve beş yıl içerisinde 55 bin adet, 15 farklı konfigürasyona sahip olan çok amaçlı ordu aracı isteniyordu.
Araçların tanımı ‘yüksek hareket kabiliyetine sahip olan çok amaçlı tekerlekli vasıta’ (High Mobility Multipurpose Wheeled Vehicles – HMMWV) olarak geçiyordu.
İmzalanan kontrat ordu tarafından araç üretimi anlamında sunulan en büyük tekliflerden birisiydi. Hatta partiye 15.000 tane daha araç eklenerek anlaşılan rakam 1.6 milyar dolara çıkartıldı.

M998 olarak da bilinen ve ‘Humwee’ takma isimli bu araç bir 4x4’tü ve ağırlığının 1 tondan fazla olması kurgulanmıştı. Araç, silahlı kuvvetlerin zorlu yol koşullarında ilerlemesini sağlamak amacını taşıyordu.


Bu doğrultuda pek çok gelişkin teknolojiyi bünyesinde barındırmaktaydı. Ordunun daha önceden kullandığı ve halen kullanmakta olduğu M151, M274, M561 ve M880 gibi diğer araçların yerini alması için tasarlanmıştı.

Humwee’ler teslim alınmadan önce 600 bin milin üzerinde yol yaptılar ve her türlü zorlu koşulda test edildiler. Ordunun ve AM General’in uzman pilotları araçları başarısız kılmak için ellerinden geleni yaptı. Kayalıklı tepelerden, derin kumluklara, bataklıklardan iki metreye yakın derinlikteki sularda kadar araç test edildi. Ardından çöl sıcakları ve kutup soğuğuna karşı gelmeye çalıştı. Ancak herşeye rağmen bu devasa aracı mağlup etmek mümkün olmadı.

Humwee’ler ordunun belirlemiş olduğu bir takım kriterlerle birebir örtüşmekteydi. Bunların başında araçların hava yoluyla taşınabilir olması, tamir-bakım işlemlerinin zahmetsiz olması, güvenilir ve sağlam olmasıydı. Araç tüm bunları karşılarken çok daha farklı standartları da beraberinde getirerek bir anlamda kalite çıtasını yükseltiyordu. Üretim esnasında yapılan ilk testlerde bile aracın, ordunun istediği standarttan en az iki kat daha iyi olduğu gözlemlendi...
Humwee’nin bir başka avantajı da birçok farklı versiyona dönüştürülebilen bir platform üzerine inşa edilmiş olmasıydı. 15 farklı versiyon da aynı motoru, şasiyi ve şanzımanı taşımakla beraber; modüler üretim tekniği sayesinde bir kargo aracı, arazi jipi, silah taşıma ünitesi veya bir ambulans olarak da kullanılabiliyordu. Ayrıca o kadar kompakt bir makineydi ki, çalışan tüm parçaları ve yapısı hakkında sadece birkaç saatlik bir eğitim sonrasında bilgi alınabiliyor, daha da ötesinde bakım ve onarımını gerçekleştirecek kadar bilgi sahibi olunabiliyordu.

Sağlam ve dayanıklı yapısı da aracın uzun ömürlü olmasındaki en büyük etkendi. Orijinal M998’in ağırlığı 2400 kg’a yakındı. Yükleme kapasitesi ise 1200 kg civarındaydı. Araç 6.2 litrelik bir V8 motor taşıyordu ve 95 litrelik bir yakıt deposu bulunuyordu. 0-50 km/s hızlanmasını 8 saniyede gerçekleştiren Humwee bir depo yakıtla 480 km’lik bir menzil sunuyordu. Güncel model olan M1097A2 ise sadece 2700 kg ağırlığında olmasına rağmen eski modelin neredeyse iki katı olarak tam 2 tonluk yükleme kapasitesine sahip...
Humwee oldukça zayıf, hafif ve kompakt bir araçtı... Uzak mesafelere hava yoluyla taşınması oldukça rahattı. Hatta acil durumlarda, uçağın inmesinin mümkün olmadığı anlarda özel paraşüt sistemleriyle yere indirilebiliyordu. Araç 7.62 mm ve 0.50 kalibrelik otomatik tüfeklerin haricinde MK 19 40 gibi roket atar sistemleriyle de donatılmış.
HMMWV birçok ödül de kazandı. Geliştirilmesi esnasında hafiflik elde etmek amacıyla gövde kısımları tamamen alüminyumdan imal edilmişti. Bu özelliğiyle Humwee 1984 yılında ‘Alüminyum Tasarım Yarışması’nda birincilik elde etti. Hakim olduğu alanların başında hafiflik, sağlamlık ve korozyona karşı dayanıklılık geliyordu.

Amerikan ordusunun 1989-90 ‘Panama’ ve 1991’deki ‘Çöl Fırtınası’ operasyonlarındaki başarısının önde gelen faktörlerinden birisi o anda el altında bulunan 20 bin adet Humwee aracıydı. Dahası, bu araçlar Somali, Balkanlar, Afganistan ve Irak hücumlarında da oldukça etkili oldu. Ordunun ulaştığı her yere askerlerle beraber geliyordu.

1992 nisanında Humwee’nin ‘Hummer’ adı altında sivil kullanıma sunulması fikri ortaya atıldı. Hayata geçirilen proje kısa sürede inanılmaz bir ilgiyle karşı karşıya kaldı. Uzun ömürlü bir performans canavarı olan bu araç üstün sürüş keyfiyle otomobilseverlerin gönlüne taht kurdu. 1999 yılında AM General ve General Motors firmaları arasında yapılan ortaklık ile “H1” eklentisini taşıyan Hummer tüm dünyaya pazarlanmaya başlandı. Takvimler 2002’yi gösterdiğinde yeni nesil ‘Hummer H2’ yollara çıkartıldı. GM firması artık aracın tüm pazarlama ve dağıtım ağının sorumluluğunu üstlenmişti. Geçtiğimiz yıl tanıtılan H3 ile beraber Hummer efsanesi tam gaz devam ediyor.


Hummer


Pontiac otomobil ilk 1926 yılında üretilen bir marka olduğunu ve ABD, Kanada ve Meksika'da General Motors (GM), bir "atletik" marka mainstream performans araçları konusunda uzmanlaşmış pazarlanmaktadır tarafından satıldı.


Pontiac marka General Motors tarafından 1926 yılında GM'in Oakland Motorlu Araç hattına 'arkadaşı' marque olarak tanıtıldı. Pontiac adını ilk 1906 yılında Pontiac Spring & Wagon İşleri tarafından kullanılmıştır. Ismi Şef Pontiac, Fransız ve Hint savaş kısa bir süre sonra İngilizlere karşı başarısız bir ayaklanma başkanlığındaki bir Amerikan Kızılderili şefi alınmıştır. Oakland Motor Company ve Pontiac Spring & Wagon İşleri Şirket Kasım 1908 yılında Oakland Motor Car Company adı altında birleşti. Her iki şirketin operasyonlarını birlikte Pontiac yılında Cartercar oluşturmak için Michigan (Oakland County) katıldı. General Motors 1909 yılında Oakland satın aldı.

Orijinal logo bir logo olarak 1956 yılına kadar kullanılan bir Amerikan Hint Headdress, bu. American Indian Headdress besbelli Şef Pontiac daha önce başvurulan bağlı. Bu şu anda 1957 Amerikan Hint kırmızı ok ucu tasarımı kullanılan güncellendi. Ok başı logosu da Dart olarak da bilinir. Logo farklı bir kırmızı ve ortasında bir gümüş yıldız vardır. Ne yıldız önemini ancak Kızılderili sanatı bir çok güneş, ay ve yıldızlar gibi doğa unsurları içerdiğinden emin değilim.

27 Nisan 2009 günü devam eden mali sorunlar ve yeniden yapılanma çabaları, GM arasında bunun 2010 yılı sonunda Pontiac markasını aşamalı olacak ve ABD'de dört çekirdekli markalar: Chevrolet, Cadillac, Buick ve GMC odaklanmak duyurdu.




Pontiac Orjinal Logo




Orijinal logo bir logo olarak 1956 yılına kadar kullanılan bir Amerikan Hint Headdress, bu. Amerikan Headdress marka adının bağlı "Pontiac" hangi Şef Pontiac, Fransız ve Hint savaş kısa bir süre sonra İngilizlere karşı başarısız bir ayaklanma başkanlığındaki bir Amerikan Kızılderili şefi alınan isim oldu.

NOT : Logo Hikayemiz başka dilden çevirildiği için bazı yerlerde hatalar vardır.Bunun için özür dileriz.İstediğiniz taktirde hikayenin orjinalini size ulaştırabiliriz.





Pontiac

Bir zamanlar Bologna yakınlarında Renazzo köyünde yaşayan çiftçi ****** Ferrucio Lamborghini, hayallerinin peşinden gitmiş. İkinci Dünya Savaşı sırasında traktör ve klima üretmeyi tercih etmiş ve böylece çok zengin olmuş.
 Masal gibi gelen bu satırlar aslında gerçek. Ferrucio bir gün, mükemmel otomobili üretmeye ve bununla Ferrariyi bile geride bırakmaya karar vermiş. Tüm bunlar 1963 yılında gerçekleşmiş ve yarattığı marka için burcu olan boğayı seçmiş.



LAMBORGHINI

Kim icat etti? VW amblemi Porsche mühendisi Franz Xaver tarafından bulundu. Ekim 1948 yılından bu yana markanın iki harfi Almanya’nın Wolfsburg şehrini şereflendiriyor.

Volkswagen

Müşterilere sevgiler. Japon firmanınn kurucusu Kirchiro Toyoda, 1937 yılında üçlü elips kombinasyonu ile güçlü markasının amblemini oluşturdu. Elipsler, araba ile müşteri arasındaki sıcaklığı, ekip ruhunu ve modernizasyonu temsil ediyor.

TOYOTA

Japon yıldızı. Subaru’nun amblemi, 6 Japon araba üreticisinin birleşmesi ile ortaya çıktı. Oval içindeki 6 yıldız, bir araya gelen firmaları sembolize ediyor.

Subaru

Mercedes-Benz 1998 yılında İsviçre'li teknoloji devi SMH’yla otomobil sektöründe yeni bir çığır açtı. Swatch saatleriyle ünlü SMH’yla birlikte üretilen otomobile Smart adı verildi: Swatch, Mercedes ve Art (Sanat).

Smart

Ispanyol’un S’si ilham verdi. 90’lı yılların başında VW ile birleşmesiyle Ispanyol araba yapımcısı, VW amblemin üstüne prestij, ilericilik ve dinamikliği simgeleyen büyük S harfini yerleştirdi.

Seat

Svenska Aeroplan Aktiebolaget (İsveç Uçak Anonim Şirketi) 1937’de kuruldu. Şirket kuruluşunun ilk yıllarında askeri uçak üretiyordu. II.Dünya Savaşı’nın ardından şirket yönetimi otomobil üretmeye karar verdi. Logo olarak da şirketin adının ilk harflerini seçti.

Saab

Suebyalı’nın gururu. Porsche amblemi, 1952 yılından bu yana Suebya milliyetçiliğini öne çıkartan simgelere yer veriyor... Amblemdeki siyah at, Almanya’nın Stuttgart şehrinin armasından. Geyik boynuzu ile kırmızı-siyah çizgiler ise Almanya’nın Württemberg köyünün flamasından alındı.

PORSCHE

Mahkeme kararıyla yeni amblem. Renault’a büyük benzerliği nedeniyle, açılan davayı kaybeden Japon araba üreticisi Mazda, yeni bir amblem oluşturmak zorunda kaldı. Mazda, kanatlarını açmış bir kartal figürünü amblem olarak kullanıyor.

Mazda

Maserati kardeşlerin doğduğu Bologna’da bulunan fıskiyeli havuz logoya ilham vermiş. Rönesans döneminden kalma havuz, denizlerin tanrısı Neptün’e ithaf edilmiş. Neptün’ün sembolü üçlü çatal da logo olarak seçilmiş.

Maserati

Mızraklı amblem. Direksiyon ile bir bayrak Italyan arabası Lancia’nın bütün zarifliğini ortaya çıkarıyor. Mızrak şeklindeki amblemin, firmanın kurucusu, yarışçı Vinceno Lancia’nın soyadı ile ilişkili. Italyanca Lancia’nın Türkçe karşılığı mızrak anlamına geliyor.

Lancia

Hızlı kedi. Araba ve kedi. Güç ve zariflik. Jaguar, arabalarındaki zıplayan kedi figürünü, meydana gelebilecek kazalarda, yayaların yaralanma riskini azaltmak içn değiştirdi. Firma, ürettiği yeni modellerine jaguar yerine, jaguar resimli bir plaket monte ediyor.

Jaguar

Üretildiği ülke: Amerika Birleşik Devletleri
Kurulduğu Yıl: 16 Haziran 1903
İsmi Nereden Geliyor: Kurucusunun soy ismi
Kurucusu: Henry Ford
Amblemin Anlamı: Mavi plaka üzerine süslü püslü harflerle yazılı Ford, nostaljik bir geçmişi anımsatıyor. 1903 yılından bu yana kullanılan Ford ambleminde, geçici bir süre için Köln Katedrali’nin silüeti yer almış
Ford otomobil şirketi, Henry Ford tarafından Highland Park, Michigan, A.B.D.'de 16 Haziran 1903 tarihinde kuruldu. Michigan’da iş dünyasına adım atan, otomotiv sektörü lideri Ford Motor Company 6 kıtada, 200 pazarda araç üretimi ve dağıtımı yapmaktadır. Dünya genelinde yaklaşık 325.000 çalışanı ve 110 fabrikasıyla Ford Motor Company’nin ana ve bağlı otomotiv markaları Aston Martin, Ford, Jaguar, Land Rover, Lincoln, Mazda, Mercury and Volvo’dur. Otomotivle ilgili hizmet kuruluşları Ford Motor Credit Company ve Hertz’i de kapsamaktadır.
Ford oldukça yüksek sayıda üretime geçerken; endüstrinin de genel anlamda gelişmesinde büyük rol oynadı. Ford, Eli Whitney 'nin düşüncelerini kullanarak değişebilir parçaları kullanıyordu. Böylelikle, arabalar daha düşük masraflarda üretilebiliyor ve yenilenebiliyordu. 12 kişinin 28.000 dolar yatırım yaparak kurduğu Ford günümüzde en fazla otomobil satan marka konumuna gelmiştir. Henry Ford'un şirket ve fabrika çalışanlarının da otomobil sahibi olabilme olanağı sunarak geliştirdiği Ford Model T 1908 yılında piyasaya sunulmuştur. Henry Ford'un seri üretim metodunu bulması üretim hızının artmasına ve maliyetleri düşürmesiyle beraber 1913 yılında 12.5 saat olan şasi üretimi, 2 saat 40 dakikaya düşmüştür. Bunun yanı sıra, aynı dönem içerisinde çalışanlarının maaşlarını 2 katına çıkararak günlük 9 saatlik çalışma sürelerini de 8 saate düşürmüştür. Rakip şirketler bunu kapitalizme uygun görmese de yıl sonunda Ford Amerika'daki tüm arabaların %50'sini üretiyordu. 1918 yılında ise, ülkedeki arabaların yarısı Model T olmuştu. Bunun yanı sıra, bu modelin fabrika çıkış renginin siyah olmasının sebebi de siyah boyanın en hızlı kuruyan boya olmasıydı. 1927 yılında Model T yerini Ford Model A'ya bıraktı.
Birinci dünya savaşı sonrasında yaşanan Amerika'daki büyük çöküntü döneminde ise, Amerika'daki tüm şirketlerde olduğu gibi Ford da bir çöküntü yaşadı ve birçok fabrikasını kapatmak zorunda kaldı ve işçileri de işsiz kaldılar.
Ford Model T Roadster
2007 Ford Shelby GT500İkinci dünya savaşı döneminde tank üreterek şirket ayakta kalmaya çabalarken, savaş sonrasında Ford tekrar eski günlerine dönmeye başladı.
1955 yılında, halka açık bir şirket olan Ford, sonraki yıllarda Kanada, Meksika, İngiltere, Almanya, Brezilya, Arjantin, Avustralya, Güney Afrika ve Türkiye başta olmak üzere birçok ülkede fabrikalar açtı. Türkiye'deki ortaklığı %51 The Ford Motor Company, %49'u Otosan A.Ş'ye aittir. 3 Ekim 1997 tarihinde imzalanan bir anlaşma ile Ford ve Otosan hisselerini eşitledi. Böylece Otosan A.Ş. yeni ismiyle Ford Otomotiv Sanayi A.Ş., yani Ford Otosan ortaya çıkmış oldu.
1997 yılında ortaklık eşitlenmesinden sonra Ford Avrupa'nın, ekonomik bulmadığı için askıya aldığı bir proje, Türkiye'nin üretim kabiliyeti ve ekonomik koşulları nedeniyle Türkiye'ye aktarıldı. Bu projenin gerçekleştirilebilmesi için 150.000 adetlik bir kapasiteye ihtiyac vardı ve İstanbul fabrikası bunun için uygun değildi. Böylece yeni bir yer arayışına başlandı. Birkaç alternatif yer değerlendirildi, sonunda Gölcük'te deniz yoluna açık bir arsa bulundu. Ulaşılan bu seviye ile Ford Otosan Kocaeli Fabrikası, Avrupa Ford Fabrikaları arasında oditörler tarafından 2002, 2003, 2004 ve 2005 yıllarında "Best Plant In The World" olarak adlandırıldı ve en iyi notu elde edip birinci oldu.
Bir dönem Ferrari'yi satın alan Ford, Enzo Ferrari'nin yarış takımını, Ford'un yönetmesini istememesiyle bu anlaşmayı bozdu. Bunun peşinden gelen büyük bir rekabet; Ford'un GT40 modeli ile Ferrari'yi yenmesiyle sona erdi. Bunun ardından bu efsane model hem yarışlardan, hem de üretimden çekildi. Bir nebze olarak belki Ford'un isterse dünyanın en iyi yarış arabasını da yaratabileceğini simgeliyordu bu zafer.
Ford'un merkezi günümüzde Dearborn, Michigan, A.B.D.'de bulunmaktadır. Bünyesinde Mercury, Lincoln, Jaguar, Volvo ve Land Rover'ı da bulunduran Ford ayrıca Mazda'ya da ortaktır. Bunun yanı sıra Amerika'nın en büyük araba kiralama şirketlerinden biri olan Hertz'in de sahibidir.
2005 yılında ünlü spor modeli Mustang'e yeni bir yüz sunmuş olan Ford, tasarımında eski Mustang'in ruhunu yansıtan agresif çizgilerini koruyarak 3 farklı modelle beğenileri toplamıştır..

Ford

Özüne dönüş. Fabrica Italiana Automobili orino. Gerçek ismi uzun olduğu için firma sahibi kısaltmayla firmanın marka amblemini oluşturdu. basit amblem 60 yıl aradan sonra 1990 yılında defne ağacı çevreli daire içine yerleştirildi. Amblem firmanın uzun geçmişini ve spor alanındaki başarılarını simgeliyor.

Fiat

Açılı sembol. Fransızların çift açılı çavuş amblemi, daha önce başka bir Citroen ürünü olan dili çarklarda kullanılıyordu... 1919 yılında arba yapımına başlayan Fransızlar, ürettikleri ilk arabalarında da çift açılı amblemi kullanmayı uygun buldular.

CITROEN

Yeni arabalara eski tasarım. Firmanın kurucu ve sahibi Walter Chrysler’in isteği üzerine, 1998 yılından sonra üretilen Chrysler modellerine 20’li yıllardaki eski amblem takılmaya başlandı.amblemdeki daireler lastiği, şimşekler ise hızı simgeliyor.

CHRYSLER

21 Ocak 1863'te girişimce Adam Opel tarafından kuruldu. Opel, önceleri sadece dikiş makineleri ve bisiklet üretiyordu. 1899 yılında otomobil üretmeye başladı. Amblemdeki tekerlek güveni, şimşek ise hızı simgeliyor.

Opel